Rüyaların Psikoterapideki Yeri

Rüyaların Psikoterapideki Yeri « Genel



  

Terapi sürecinde hepimizin uyuduğunda deneyimlediği rüya gerçeği önemli bir yer tutmaktadır. Terapistimizle diyalog esnasında dertlere, kederlere ve diğer yaşantılara ne kadar yer veriyorsak, rüyalarımıza da bir o kadar yer vermekte büyük yararlar vardır. Ancak unutulmamalıdır ki bir rüyanın sadece bir ve tek anlamı olmaz. Değişik biçimlerde yorumlanabilir ve her defasında yeni sonuçlar çıkartılarak daha fazla bilgi aktarımı sağlanabilir.

Sözgelimi, kişiliğimiz, hayatımızdan bazı kesitler, terapistimizle olan özel terapötik ilişkimiz yahut yakınlarımızla ilişkilerimizdeki görmezden gelinen yönler ve daha bir çok sonuçla ilgili veri elde edilebilir. Bunları kullanmak her ne kadar terapistin göreviyse de bu noktada hastaya da bazı sorumluluklar düşmektedir. Örneğin hasta, anlattığı rüyanın bir kesitinde nasıl hissettiğini anımsamak istemeyebilir ve burada belki de bilinçdışı savunma mekanizmalarının etken olduğu düşünülebilir ancak istekli ve rüyasının analizini öğrenmek isteyen hasta, genellikle rüyasını her detaya girmese bile duygu ve gördükleri ile ilgili bir bütün olarak aktarabilmektedir.

Mümkünse dünya çapında ün kazanmış olan terapist Irvin Yalom'un belirttiği gibi yatağın başucunda kağıt, kalem hazır bulundurulmalı ve uyanık hale geçildiği gibi rüya, yaşanılan duygularla beraber kağıda aktarılmaya çalışılmalıdır. Her ne kadar bazı hastalar, rüya görmediklerini söyleseler de her insan uykusunda rüya görür. Buradan da anlayabiliriz ki hasta, bilinçdışı etkilerle, dirençlerle dolu ve gördüğü rüyaları hatırlayamamaktadır. Yine Irvin Yalom'un belirttiği gibi terapistle ilgili rüyalar altın değerinde rüyalardır ve bu tür Rüyaların analizi, terapi için oldukça önemli malzeme sağlamaktadır.